JERZY GROTOWSKI’NİN ESTETİK EVRELERİ
1. Tarihsel Arka Plan Jerzy Grotowski, 20. yüzyıl tiyatrosunda tiyatronun işlevini, sınırlarını ve anlamını kökten sorgulayan en etkili figürlerden biridir.
Düşün sözle birlikte yolculuğu…
1. Tarihsel Arka Plan Jerzy Grotowski, 20. yüzyıl tiyatrosunda tiyatronun işlevini, sınırlarını ve anlamını kökten sorgulayan en etkili figürlerden biridir.
Tarihsel Arka Plan Meyerhold’un biyomekaniği, 1920’ler boyunca oyuncu eğitimi için geliştirilmiş yenilikçi bir yöntem ve özgün bir performans stili olarak
Maltepe’nin küçük ama büyüsünü ilk anda hissettiren sahnesi Maltepe Tiyatrosu sahnesine büyük bir hikâye sığdırarak Kubilay Erdelikara’nın kaleme aldığı ve
Romeo Castellucci, çağdaş sahne sanatlarında yalnızca estetik tercihleriyle değil, tiyatroyu klasik anlatının ötesine taşıyarak bedensel ve zihinsel bir deneyime dönüştüren
Politik tiyatro denince akla gelen ilk isimler elbette Erwin Piscator ve Bertolt Brecht’tir. Piscator ’un ardından, Brecht’in geliştirdiği epik tiyatro
TİYATRO ESERİNİN YÖNETMEN ANALİZİ VE YAPI PLANI 1.Oyun Seçimi ve İlk Değerlendirme Celil Mehmetkuluzâde ‘nin 1911 yılında kaleme aldığı Ölüler
Sabahattin Kudret Aksal’ın Kral Üşümesi adlı oyunu, absürt tiyatronun temel özelliklerini yansıtan bir yapıdadır. Oyun, bir kralın kendi oluşturduğu katı
Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu, modernleşme ile gelenek arasında sıkışmış bireylerin içsel çatışmalarını ve toplumla uyumsuzluklarını ironik ve dramatik
Adalet Ağaoğlu’nun 1971 yılında kaleme aldığı Kozalar adlı oyunu, Soğuk Savaş’ın toplumsal ve siyasal etkilerinin derin izlerini taşıyan önemli bir
Bu oyun, Latife Tekin’in kendi hayatından yola çıkarak 1983 yılında yayınladığı Sevgili Arsız Ölüm romanından hareketle, Dirmit’in hikâyesini sahneye taşımaktadır.
Melih Cevdet Anday’ın Mikado’nun Çöpleri, modern tiyatronun geleneksel anlatı biçimleriyle kesiştiği, zaman algısının çöküşe uğradığı ve karakterlerin eylemsizlik içinde sıkışıp
Japonya sosyolojik açıdan diğer ülkelere göre farklı bir yere sahiptir. Bunun en büyük nedeni 1868 yılına kadar ülkenin kapılarını dışarıya
20. yüzyıldan itibaren gelişen teknoloji ve dijitalleşme, hayatın her alanına yayılarak yaşam biçimimizi köklü bir şekilde değiştirdiği çok açıktır. Gelişen
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan birçok akım ve düşünce, bir süre sonra diğer akımların ve düşüncelerin doğmasına yol açmıştır.
Özet Eugene O’Neill, konvansiyonel dram yapısını ayrıştıran ve natüralizm (doğalcılık), ekspresyonizm (dışavurumculuk) ile sembolizm (simgecilik) gibi birçok akımdan yararlanan